![]() | ![]() | |
| | #1 (permalink) | |
| Ünvan: Yeni Üye Mesajlar: 86 Rep Puanı : 10 Rep Seviyesi: | Türklere ait gayrimenkuller yağmalanıyor. Yağmada en sık başvurulan yöntem, evraklarda tahrifat ve ikinci, üçüncü kişilerin isimlerinin kullanılması. Amaç sadece bölgedeki Türk varlığını azaltmayı değil, aynı zamanda Türklerin ekonomik gücünü sınırlamayı amaçlıyor… Belki bu satırları okuduğunuzda Kerkük’te ve Musul’da yine Kürt peşmergelerin Türkmenlere yönelik bir saldırı içinde olduğunu veya ABD’nin ve Türkiye’nin ikazlarına rağmen Türkmenleri hedef alan saldırılara devam ettiğini düşündünüz. Bütünüyle yanıldığınız söylenemez. Çünkü zafer sarhoşu Kürt gruplar otoritenin ve düzenin olmadığı, hukukun bağımsızlığından bu yana kapısını çalmadığı Irak’ta bunu yapıyorlar. Ama bu yazıda Irak’tan ve peşmergelerden değil, Kıbrıs’tan ve Kıbrıslı Rum yetkililerden söz ediyoruz… AB TARİHİNİN İLK YAĞMASI İlk olarak, Atina’daki AB toplantısı ile AB üye adayı ülkelerin törenle Avrupalı olmalarından kısa süre önce Rum basınında birtakım haberler çıktı. Simitis’in deyimiyle enosisin gerçekleşmesine kısa bir süre kala, Rum basın kuruluşları GKRY’deki Türk malları ile vurgun yapıldığını yazmaya başladılar. 2 Nisanda Rum basını Kıbrıslı Türklere ait mülklerin yasadışı satışı konusunda Rum polisi tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde Ay. Theodoros ve Psevda köyleri ile Lefkoşa ve Larnaka Rum tapu dairelerinde araştırmalar yapılmakta olduğunu bildirdi. Politis ve diğer gazetelere göre, konuyla ilgisi görülen isimli Kıbrıslı bir Türk, Psevda Muhtarı Minas Mina ve Avukat Mihalis Vladimiriu tutuklandı. Tutuklanan Türkün ölmüş Kıbrıslı Türklere ait malların idarecisi olarak görünüp bu malları on binlerce KL karşılığında başka kişilere sattığı, bunu yapabilmek amacıyla gereken sahte belgeleri de Mina ve Valdimiru’dan aldığı belirtiliyor. Mahi de polis kaynaklarına dayanarak, bu dolandırıcılıkla ilgili soruşturmanın Baf’a da genişletilmekte olduğunu, bugüne dek ortaya çıkartılan yolsuzluk sayısının 13’e ulaştığını ve bunların dolandırıcılığın boyutunun yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu yazdı. ÖLÜLER MALLARINI NASIL SATAR Gazete, Psevda köyü muhtarına ek olarak Larnaka kazasından başka muhtarların ve ihtiyar heyeti üyelerinin de tutuklanmasının beklendiğini, bu çerçevede Lefkoşa ve Larnaka tapu daireleri yöneticilerinin ifadelerine de başvurulacağını belirtti. Öte yandan Fileleftheros, ölmüş Kıbrıslı Türklere ait mallardan satın alan kişi ve şirketlerin ödediği 3.500.000 KL civarındaki paranın, devir işlemleri gerçekleşmediği için havaya uçtuğunu bildirdi. Gazete, Rum Başsavcı Yardımcısı Petros Klerides’e dayanarak, yaklaşık 30 mülk için para ödeyen kişi ve şirketlerin, paralarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını kaydetti. Gazeteye göre Petros Klerides, sahiplerine geri verilebilmesi için bu paraların saptanmasının zor olduğuna işaret ederek, “Bu konu borsa skandalına benziyor. Borsa skandalında da milyonlarca KL lüks villa, havuz, mercedes olmuştu veya yurtdışındaki hesaplara yatmıştı. Bunların saptanması çok zor” dedi. Simerini de, “40 Kıbrıslı Türk Malı Mercek Altında” başlıklı haberinde, Rumlara satılan Kıbrıslı Türk mallarıyla ilgili 40 dosyanın polisin merceği altında bulunduğunu, Kıbrıs Türk mallarının yasadışı satışının neden olduğu dolandırıcılık konusunun aydınlatılmasının da çok zor olduğunu yazdı. Derken bir gelişme oldu. Simerini’nin aktardığına göre Meclis Göçmenler Komitesi Kıbrıslı Türklere ait mallarla ilgili yeni yasa tasarısını görüşmeyi tamamladı ve yasa tasarısında mevcut yasayı şekillendiren yeni geçici düzenlemeler ayrıca malların kullanımı konusunu hükme bağlayan kurallar bulunuyor. Gazete iki olayı temel neden olarak gösterdi: Bunlardan geçtiğimiz haftalarda gün ışığına çıkan Larnaka’da milyonlarca KL değerinde Türk malının satılması ve aralarında bir Kıbrıslı Türk’ün de bulunduğu üç kişinin tutuklanması. Diğeri ise Baf’a bağlı Kuklia (Köprü) köyünde, sahte belgelerle 100 dönümlük Türk toprağının satılması ile ilgiliydi. TÜRK MALLARININ %60’I EL DEĞİŞTİRDİ Gazete gelişmeleri duyururken, “Türk malı bir gecede, yurt dışında kayıtlı bir şirketin eline geçti ve olaya bir avukatın yanı sıra mevki sahibi bir kişinin de karıştığı tahmin ediliyor” diyordu, ama söz konusu “mevki sahibi kişilerin” kim olduğunu bilse, belki bunları hiç yazmazdı. Öte yandan Politis de Güney Kıbrıs’taki Türk mallarının % 60’nın hak sahibi olmayanların eline geçtiğini bildirdi. Konu büyümeye, GKRY kaynamaya devam etti. Alithia 07.04.2003’de bu durumu manşetine taşıdı ve şu haberi verdi; “AKEL Milletvekili Kikis Yanku, Meclis Göçmenler Komitesi’nin Kıbrıs Türk Malları’nın İdare Birimi’nin 2003 yılı bütçesinin görüşüldüğü dünkü toplantısı sırasında, Güney’deki Kıbrıs Türk mallarıyla ilgili usulsüz devirler hakkında yeni şikayetlerde bulundu. Yanku, Larnaka’daki bir miktar Kıbrıs Türk arazisinin, bazı Rumlar tarafından belge sahteciliği ile 3-4 kez satıldığını, aynı arazinin son olarak, üzerine kolej inşa edileceği gerekçesiyle bir Hintliye satılmaya çalışıldığını söyledi. Mal sahibi Kıbrıslı Türklerin satış için imza vermediklerini bildirmeleriyle bozulan bu yasadışı satış süreci içindeki satıcı konumundaki Rumların, Hintlinin 700.000 KL’sini yedikleri belirtildi”. Haber şöyle devam ediyor: “ Yanku, Kıbrıs Türk malları alım-satımlarının gereğince denetlenmemesi nedeniyle aynı malların aynı kişiler tarafından 3-4 kez satıldığı durumlar yaşandığını vebu usulsüzlükler nedeniyle çok sayıda kişinin dolandırıldığını kaydetti. Dünkü birleşim sırasında, Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi, Kıbrıs Türk mallarının olması gerektiği gibi idare edilmemesi, kira bedellerinin toplanmaması, hak sahibi olmayan Rum göçmenler tarafından bu malların kontrolünün ele geçirilmesiyle ilgili sorunları bulunduğunu ve bunlarla ilgili bir raporun geçen hafta Rum İçişleri Bakanlığı’na gönderildiği de açıklandı. Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi Müdür Vekili G. Theodoru 2002 yılında tahsil edilemeyen kira bedeli miktarının 252.000 KL (2001’de 345.000 KL’ydi) olduğunu da söyledi. Fileleftheros da Yanku’nun, dolandırılan Hintliyle ilgili şikayetinin yanı sıra, bazı Rumların belge sahteciliğiyle, kendilerine ait olmayan Kıbrıs Türk mallarının istimlakından tazminat bedeli almayı başardıkları şikayetlerinde bulunduğunu da bildirdi. SORUŞTURMA LONDRA’YA TAŞTI Bu haberlerden bir gün sonra, 8 Nisan’da konuyu bu defa Fileleftheros ele aldı. Fileleftheros Larnaka kazasında Kıbrıslı Türkler’e ait çok sayıda taşınmaz malın yasa dışı devri konusundaki skandalla ilgili polis soruşturmasının Londra’ya taşınmakta olduğunu açıkladı. Gazeteye göre olayları soruşturan polis Londra ve diğer yerlerde yaşayan Kıbrıslı Türkleri tespit etti, bunların ifadelerinin alınması için İngiliz polisinin de onayını aldı. Meselenin daha ileri soruşturulmasında yasal mal sahiplerinin şahadetinin oldukça yardımcı kabul edildiği, bundan dolayı bu şahıslara ulaşmanın gerekli görüldüğü belirtildi. Aynı haberde şu da belirtildi: “Meydana gelen durumun, Polis Genel Müdürlüğü’nde yapılan ve Tapu Dairesi Müdürü, Kıbrıs Türk Malları Vesayeti Birimi Müdürü ve polis yetkililerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda ele alındığı bildirildi”. HERKES YAĞMACI Bir şeyler oluyordu, ama kimse ne olduğunu tam anlamamıştı. Derken bombayı, kaderin cilvesi olsa gerek, Türk karşıtlığı ile övünen Mahi Gazetesi patlattı. Mahi adadaki hukuksuzluğun Türk düşmanlığı cinneti ile birleşince ortaya nasıl bir yağma çıktığını o kadar güzel anlatmış ki, virgülüne dokunmadan, aynen aktaralım; “Kıbrıslı Türklerin mallarının yağmalanması günlük olay haline geldi. Kemirgen nüfus, özellikle göçmen olmayanlar, özgür bölgelerde Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızın terk ettikleri mal-mülkü tahrip ediyorlar. Skandal, kontrolsüz boyutlara ulaştı. Hiçbir hükümet gasp olayına son vermeye cesaret edemedi. Bugüne kadar sadece sözler ve abartılı açıklamalar duyduk. Gerçekte yasaları çiğneyenleri kovuşturmak için irade yoktu. Çünkü bu malları yağmalayanlar grubuna karışanlar arasında yüksek düzeyde şahıslar da vardır. Eski bakanlar, parti kurmayları ve devlet memurları Kıbrıslı Türklerin mallarından faydalandılar ve faydalanmaya da devam ediyorlar. Dobra dobra söyleyelim: Bugünkü hükümet de bu konunun bir düzene girmesi için özlü hiçbir şey yapmayacak. Bunu yapmaya cesaret edemeyecek. Bunun izahı basittir. Hükümetteki partilerin birçok kurmayları ve yandaşları, yasalara aykırı bir şekilde ellerinde Kıbrıslı Türklere ait olan araziler ve çiftlikler tutmaktadırlar. Birçok kişi çiftçi olmadığı halde tarıma elverişli araziler ve çiftlikler aldılar.” Mahi “dobra dobra” bakanların, politikacıların ve bürokratların ada AB’ye girmeden önce Türklerin mallarını yağmadığını anlatıyor…. | |
| | |
| Ayetler | ||
|