Kuran-ı Kerim | Ayetler »

Geri git   TEVEKKUL > İslamda... > TARİH > Ashab-ı Kiram
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Ashab-ı Kiram Efendimiz ( s.a.v ) 'in Ashabı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-21-2007, 16:23   #1 (permalink)
h-ensari

Ünvan: Guest
Mesajlar: n/a
Rep Puanı :
Rep Seviyesi:

Standart Musab bin Umeyr


Mus'ab Bin Umeyr

Ashab-ı kirâm'ın ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed'tir.
Mekke'nin zengin ailelerinden olup, yakışıklı ve güzel giyinen bir
gençti. Anne ve babası onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke'nin en
zenginlerinden sayılan annesi, oğluna güzel elbiseler giydirir ve
güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlıkla seyrederlerdi.
Bir defasında Hz. Peygamber de onun hakkında şöyle buyurmuştu:
"Mekke'de Mus'ab b. Umeyr'den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve
nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim" .
Mus'ab, Mekke'de o günün şartlarına göre zenginlik ve ihtişam içinde
yaşarken, Hz. Peygamber(s.a.s)'in insanları İslâm'a davet ettiğini
öğrendi. Fazla vakit kaybetmeden Hz. Peygamber'e giderek iman edip
müslüman oldu. O sırada Mekkeliler, müslümanlara yoğun bir baskı
uyguladığından, Hz. Mus'ab müslüman olduğunu ailesinden gizlemek
zorunda kalmıştı. Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de
ihmal etmezdi. Ne var ki Osman b. Talha, Mus'ab'ın namaz kıldığını
görüp durumu annesi ile akrabalarına bildirmişti. Bunun üzerine
akrabaları yakalayıp hapsettiler. Mekke'nin bu nazlı ve zengin genci
için artık çile dolu zor günler başlamıştı.
Habeşistan'a hicret eden ilk kafileye katılıncaya kadar hapiste
tutulan Hz. Mus'ab, hicret imkanı çıkınca, dinini daha rahat bir
şekilde yaşayabilmek için Habeşistan'a hicret etti. Habeşistan
dönüşünde Hz. Mus'ab'ın durumu tamamen değişmiş ve bu nazlı
delikanlının yerini, kalbi İslam ve imanla dopdolu iradesi güçlü
kuvvetli, metin bir genç almıştı. Annesi ondaki bu kararlılık ve
metaneti görünce, üzerindeki baskısını biraz hafifletmek zorunda
kaldı.
Bu sırada Birinci Akabe Beyatı olmuş ve Medinelilerden bir grup
İslâm'ı kabullenmişti. Kendilerine İslâm'ı anlatmak ve diğerlerine de
tebliğ yapmak için Rasulullah'tan bir öğretici istediler. Hz.
Peygamber de bu önemli görev için Hz. Mus'ab b. Umeyr'i görevlendirdi.
Hz. Mus'ab onlara hem namaz kıldıracak, hem Kur'an öğretecek, hem de
diğer insanlara İslâm'ı anlatacaktı ve yeni kimseleri İslâm'a davet
edecekti.
Böylece Medine'ye ilk hicret eden sahabi Mus'ab b. Umeyr oluyordu.
Medine'de ilk cuma namazını da Mus'ab b. Umeyr kıldırdığı kaynaklarda
ifade edilir.
Bir yıl sonra Mekke'ye, hac mevsiminde yanında yetmiş kişi ile gelen
Mus'ab b. Umeyr, Hz. Peygamber (s.a.s)'e İslâm'ın Medine'deki hızlı
yayılışının müjdesini verirken şöyle demişti: "İslâm'ın girmediği ve
konuşulmadığı ev kalmadı." Başta Hz. Peygamber olmak üzere bütün
müslümanlar bu habere çok sevindiler. Oğlunun Mekke'ye döndüğünü haber
alan annesi onu tekrar hapsetmek istedi. Ancak Mus'ab bütün bunlara
karşı olgun bir müslüman tavrını takınarak imanında direndi ve
annesini bundan vazgeçirdi. Onun annesini İslâm'a daveti bir sonuç
vermediği gibi annesi de Mus'ab'ı yolundan döndürememişti.
Hz. Peygamber (s.a.s)'in yanında iki ay kadar kalan Mus'ab b. Umeyr,
Hicretten on iki gün önce Medine'ye vardı. Hz. Peygamber (s.a.s) onu
Sa'd b. Ebî Vakkas (r.a) ve Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) ile kardeş ilan
etmişti.
Bedir savaşında muhacirlerin sancağı onun elindeydi. "Rasûlullah'ın
bayraktarı" olarak ün yapmıştı. Uhud savaşında da sancak yine onun
elindeydi. Savaş esnasında müslümanların gerilediğini gören Mus'ab b.
Umeyr, atını sağa sola doğru sürüyor ve yüksek sesle şu ayeti
okuyordu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce birçok
peygamberler gelip geçmiştir" (Ali İmrân,144). Bu ayetin Uhud gününe
kadar nazil olmadığı ve o gün giderildiği rivayeti, Hz. Mus'ab'ın
Allah katındaki değerini ifade eder . Uhud Gazvesinde İslâm ordusunun
sancağını taşıyan Mus'ab b. Umeyr'in önce sağ kolu kesildi. Hemen
sancağı sol eline alarak savaşa devam etti. Fakat ardından sol eli de
kesildi. Bu defa vücuduyla sancağa sımsıkı sarıldı ve yukarıdaki ayeti
okumaya devam etti. Sonunda müşriklerin bir mızrak darbesiyle şehid
oldu. Sancağı hemen Suveybit b. Sa'd ve Ebû'r-Rûm b. Umeyr adlı
sahabiler aldılar.
Hz. Mus'ab şehid olarak yerde yatarken, günün sonlarına doğru, Hz.
Peygamber (s.a.s) Mus'ab'ı elinde sancakla gördü ve "İleriye git ey
Mus'ab!" diye emretti. Fakat o kişi geri dönerek "Ben Mus'ab değilim"
deyince Hz. Peygamber onun Mus'ab kılığında savaşan Allah'ın
meleklerinden biri olduğunu anladı.
Uhud savaşında Ashab-ı kiram'ın ileri gelenlerinden birçok kimse şehid
oldu. Hz. Mus'ab b. Umeyr de şehidler arasındaydı. Hz. Peygamber
(s.a.s)'in ne kadar üzüntülü olduğu yüzünden okunuyordu. Mus'ab'ın
mübarek na'şının başucunda oturarak, Uhud şehidleri hakkında nazil
olduğu bildirilen şu ayeti okudu: "Mü'minlerden öyle er kişiler vardır
ki, Allah'a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adağını ödedi şehid
oldu. Kimi de (şehid olmayı) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla
değiştirmediler" (Ahzab 23). Sonra Hz. Peygamber diğer sahabilere,
şehidlere yaklaşıp selam vermelerini söyledi ve verilen selamların
şehidler tarafından alınacağını ifade etti.
Hz. Mus'ab şehid edildiğinde kırk yaşlarında idi. Bir zamanlar
zenginlik ve refah içinde yaşayan bu değerli insanı kefenleyecek bir
örtü dahi bulunamamıştı. Hz. Peygamber, yanına geldiğinde Mus'ab b.
Umeyr eski bir hırkanın içinde saçları dağılmış, vücudu ise kılıç ve
mızrak darbeleriyle parçalanmış bir durumda yatıyordu. Hz. Peygamber
üzüntülü bir halde şunları söyledi: "Seni Mekke'de gördüğümde, senden
daha güzel giyinen, senden daha yakışıklı kimse yoktu. Şimdi ise,
kefen olarak sarılmış hırkadan başın dışarıda kalıyor." Sonra onun
için de bir kabir açtılar ve o mübarek sahabiyi de Uhud şehidleri
arasına defnettiler.
Allah yolunda canını feda eden bu aziz şehid sahabi için Ashab-ı
Kiram'dan Habbab (r.a) şunları anlatıyor: "Biz Hz. Peygamberle
birlikte Medine'ye yalnız Allah rızası için hicret ettik. Artık
mükâfatını Allah'tan bekleriz. Arkadaşlarımız arasında bu nimetlerden
tatmadan âhirete gidenler vardır ki Mus'ab b. Umeyr bunlardan biridir.
O Uhud günü şehid olmuştu da, kendisini saracak bir kefen dahi
bulamamıştık. Yalnız şehidin bir kaftanını bulmuş ve bu aziz şehidi
ona sarmaya çalışmıştık. Ancak başını örterken ayakları açılıyor,
ayaklarını kapatırken de başı açığa çıkıyordu. Bu yoksulluk karşısında
Hz. Peygamber bize şehidin başını örtmemizi ve ayaklarının üstüne de
izhîr denilen kokulu ottan koymamızı emretti".
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Ayetler
Kuran-ı Kerim | Ayetler »
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Tevekkul.Com Kullanıcısı okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Şu Anki Saat: 05:22



Telif Hakları vBulletin v3.7.2 © 2000-2009, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.


SEO by vBSEO 3.0.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191